Türkiye'de Açık Bankacılık

Açık bankacılık, müşterilere finansal verilerini paylaşmak istedikleri tarafları seçme şansı vererek onlara kendi verilerinin sürücü koltuğuna oturmalarını sağlayan yeni bankacılık dönemidir. Bu yeni dönem, bankalar ve Fintech şirketleri arasında müşterilerinin yararlanacağı daha yenilikçi çözümler ortaya konulmasını sağlayacak olan daha sıkı bir rekabetin önünü açacak.


Bilindiği üzere bankalar, müşterilerinin bilgilerine diğer şirketlerin erişmesi konusunda çok da bir nedenleri olmadığından, bunu yapmada haklı olarak isteksizdiler.


Bankaların bu isteksizliği nedeniyle AB ülkeleri, Hindistan, Türkiye veya Avustralya gibi bazı ülkeler açık bankacılık sorununu, bankaları düzenlemelerle zorlayarak yönetiyor. ABD, Japonya, Singapur gibi bazı ülkeler, bu sorunun teşvik ve koordinasyon ilkeleri ile pazarda çözülmesi yönünde hareket ederken, son olarak Kanada, Brezilya, Rusya gibi bazı ülkeler konuyu sektördeki aktörlerin inisiyatifine bıraktı.


Şekil 1: Dünya Çapında Açık Bankacılık Uygulama Çeşitleri


Türkiye, bu konuda katı düzenlemeler getirilmesi yaklaşımını benimseyerek Avrupa ülkeleri kervanına katıldı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 2020 yılı başında tam adı "Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun" olan "6493 Sayılı Ödemeler Kanunu" üzerinde bir değişiklik yaptı. Bu değişiklikle, Avrupa'daki PSD2 (Ödeme Hizmetleri Kanunu) düzenlemelerinden aşina olduğumuz iki yeni kavramı tanımladı: AISP (Hesap Bilgileri Sağlama) ve PISP (Ödeme Emri Başlatma). Yine bu değişikliğe göre, bu iki tür hizmet sağlayıcı yalnızca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından verilen lisans kapsamında faaliyet gösterebilecek. Değişiklik ayrıca, 2020 sonunda açıklanması beklenen ikincil düzenlemelerin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl ile sınırlı olmak üzere, halihazırda faaliyet gösteren firmaların lisanssız faaliyet göstermeleri için de bir istisna tanımlıyor.

"Açık bankacılık" terimi daha geniş bir kapsamı beraberinde getirse de, düzenleyiciler tarafından gelen mevcut girişimler banka hesap verilerine erişim vererek yalnızca ödemeleri ele alıyor. Ancak, bankacılık sektörünün bir diğer düzenleyici kurumu olan BDDK, bankaların BT sistemlerine ilişkin son düzenlemesinde açık bankacılık için bir tanım getirdi. BDDK'nın bu tanımı, temel işlevlerden biri anlaşılabilir bir şekilde ödemelere odaklanmak olan merkez bankasının tanımından çok daha kapsamlı.


Dikkat çekilmesi gereken bir diğer nokta da, Türk yetkililerin teknik olarak aracı pozisyonuna Bankalararası Kart Merkezi'ni (BKM) getirerek özgün bir yol izlemeleri. Bu, lisanslı herhangi bir firmanın önce BKM'nin API'larını istemesi gerektiği ve sonrasında BKM'nin hizmet sağlayıcılarının API'nı istemesi gerektiği anlamına geliyor. BKM'nin, PSD2 sürecinde AB'de meydana gelen bazı teknik sorunlara çözüm sunabilecek bir teknik düzenleyici rolü de oynaması bekleniyor.


Görüldüğü gibi, açık bankacılık Türkiye için yeni bir tür olsa da, bu benzersiz yaklaşım açık bankacılığın hızla benimsenmesini sağlayabilir. Önümüzdeki birkaç yıl içinde bu varsayımın ne kadar doğru olduğunu hep birlikte göreceğiz.

Group 7.png